17 Haziran 2017 Cumartesi

Fethiye Gezisi 1. Bölüm - Saklıkent Kanyonu


Uzun zamandır gezilere katılamadığımız için Mayıs ayının sonunu dört gözle bekliyorduk. Hem sınavların bitişini kutlayacak hem de yeni yerler görmenin heyecanı vardı ikimizde de. Sonunda Fethiye gezimizin zamanı geldi. Eskişehir’den yaklaşık 8 saatlik yolculuk sonunda Fethiye turumuza başladık.  Fethiye turu yazısını birkaç bölümde yazacağım ki çok uzun olmasın.
İlk durağımız Saklıkent Kanyonu. Fethiye’nin bitişi ile Antalya’nın başlangıcı olan bir kanyon burası. Fethiye’ye olan uzaklığı 50 km , Kaş’a olan uzaklığı ise 75 km.
Saklıkent Kanyonunun keşfedilmesi çok yakın tarihe dayanıyor. 1980’ler de keşfedilen Saklıkent’in hikayesi bir rivayete göre bir çoban kaçan koyununu ararken bu kanyona denk geliyor. Köy halkının merak konusu olmasıyla Çevre ve Orman Bakanlığı Saklıkent Kanyonunu Milli Park olarak ilan ediyor.

Saklıkent Kanyonu Türkiye’nin en uzun kanyonu olarak biliniyor. 15 km uzunluğunda olup yer yer kayaların yüksekliği 600m bulduğu söyleniyor.
Milli Park girişinde arabanızı park edebileceğiniz büyükçe bir otopark bulunuyor. Fakat milli parkın üzerinden geçerek dar bir köprüden araba ile devam ettiğinizde orada da otoparklar bulunuyor. Milli parka müze kartı ile giriş ücretsiz. Müze kartımız yok diyorsunuz öğrenci 3tl tam ise 6tl.
Saklıkent Kanyonu’na girerken dikkat etmeniz gereken en önemli noktalardan biri kıyafet. Eğer kanyonda yürümeyi düşünüyorsanız yanınızda yedek kıyafet getirmeyi unutmayın. Çünkü soğuk su ile ıslandığınızda üşüyüp serin hava ile hasta olmanızı istemeyiz. Diğer bir önemli konu iste ayakkabı. Spor ayakkabı , sandalet veya terlik gibi ayakkabılar ile kanyonda ilerlemeniz mümkün değil. Su o kadar hızlı akıyor ki terliğinizi alıp götürebilir. Bu yüzden deniz ayakkabısı dediğimiz ayakkabılardan edinmenizi öneriyorum. Eğer unutursanız kanyon girişinde 4 tl’ye kiralayabilir veya 10 tl’ye satın alabilirsiniz.

Kıyafetiniz hazır artık içeri girmeye hazırsanız yanınıza çanta tarzı değerli eşyalarınızı arabada bırakmanızı öneririm. Çünkü kanyonda belinizden yukarı kadar ıslanacağınız yerler olacaktır. Kıyafetleriniz , ayakkabılarınız hazır ; ücretide ödeyerek kanyona giriş yaptığınız da sizi uzun bir asma köprü bekliyor. Köprüyü geçtiğinizde hızlı akan buz gibi su ile karşı karşıya kalıyorsunuz.
Milli parkın içinde küçük bir kafede bulunuyor. Eğer kanyonda ilerlemeyerek sadece oranın havasını almak istiyorsanız burada oturarak kahvenizi yudumlayabilirsiniz.

Saklıkent kanyonu’na ikinci kez gelişim oluyor. İlk geldiğimde akşam soğuk sudan dolayı midemi üşüttüğüm için biz Ufuk ile birlikte kanyon da ilerlememeyi karar verdik. Çünkü suyun soğukluğu rehberimizin dediğine göre yaklaşık 5-6 dereceydi. Hasta olmayı göze alamamıştık. Bu yüzden o havanın , sesin tadını çıkardık.

Fakat karşıya geçmek isterseniz bir halat yardımı ile karşıya geçiyorsunuz ve kanyonda yürümeye devam ediyorsunuz. Biz mayıs ayı sonunda gittiğimiz için su oldukça soğuktu, yaz sonu gibi giderseniz su 13 dereceleri bulduğu söyleniyor. Kanyonda ilerleyip sona geldiğinizde bir çamur banyosu da yapmanız mümkün. Biz gitmemiş olsak ta rehberimizin verdiği bilgilere göre güzel bir yolculukmuş.
Mavi tshortlü adam fotoğraf çekmek için orada yerini alıyor ve siz halata tutunarak ilerliyorsunuz. :)

Taşların arasında çıkan buz gibi suları izledikten sonra , yer yer şelaleri izleyerek dönüş yolculuğuna geçtik. Saklıkent kanyonunun buz gibi sularında rafting yapma şansınızda var. Rafting dışında restoranların bulunduğu bölümde farklı farklı spor aktiveleri bulunuyor.

Kanyondan çıktıktan sonra bir köprü geçerek restoranlara ve hediyelik eşya satan yerlere ulaşabilirsiniz. Restoranlarda yemek olarak balık , köfte, gözleme gibi çeşitler bulunuyor. Biz sabah gittiğimiz için açık büfe kahvaltıda mevcuttu. Yani günün hangi saat diliminde giderseniz gidin karnınızı doyuracak bir şeyler bulmanız mümkün.

Fethiye’de veya Kaş’ta tatil yapıyorsunuz ve sıcağından bunalıyorsanız bir günlük kısa bir gezinti için Saklıkent ideal bir yer. Yalnız çocuk ile gezilebilecek bir yer olmadığını söylemeliyim. 

İsterseniz Saklıkent Kanyon’unun soğuk suların da ilerleyin , isterseniz bizim gibi sadece o güzel havanın tadını çıkarın. Ama yolunuz o tarafa düşerse uğramadan dönmeyin.




Türkiye’nin bir güzelliğini daha birlikte görmenin mutluluğu ile yolculuğumuza devam ediyoruz. Sırada Xanthos Antik Kenti ve Patara Plajı var. :)



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder